Saygı

“Hatırla herşeyin yolunda olduğu bir zamanı,
eğer hatırlayabilirsen o şimdiki zamandır.”

saygı 2

Kadın nedir?

Kadın Doğa’nın 8.harikasıdır. Doğanın karmaşık düzeni ve cüz’i akılla anlaşılamazlığının en mükemmel kanıtıdır. Kadını, kendisi bile anlamaz.

Doğa, kadının suretinden aynada kendisini seyreder. Ayın hareketleri, gel-git, mevsim döngüleri, ortamda varolan ama gözle görülmeyecek kadar küçük partiküller halinde varolan enerjiler, bir gün içinde olmuş, olan ve olabilecek herşey, olmamış şeylerin olma olasılığı, kadının iç alanını aynı zaman diliminde işgal eder.

Kadın bir süper kahramandır. Iç alanını paylaşan tüm bu akıntılar sanki yokmuşcasına, terminatör III filmi için üretilmiş 90-60-90 ölçülerinde bir makineymiş gibi, sabahın köründen, gece yarılarına kadar, kahvaltı veya powerpoint sunum hazırlamaya , tesisatçı ile randevudan, anneanneyi hastaneye götürmeye; kendi düğün davetiyesini dağıtırken, boşanma arifesindeki arkadaşının iç döküntülerini toplamaya, kediyi veterinere bırakıp, alışveriş yapmaya uzanan uzuuuun görev listesini yürütmekteki mükemmel iç düzen Fibonacci dizisini kıskandırır.

Kadın ne ister?

Başlık, Homo Sapiens türünün tamamını ilgilendirse de bu konuda Holywood romantik komedileri, Güzin Abla, ve Ayşe Arman doğal otorite kabul edilir.

Bu konu her daim cazip ve ratingi yüksek bir konu olmuştur. Bu eğlenceli bir ‘hemcins’ konusudur. En entellektüelinden iki adamı ya da iki kadını yan yana koy; bu geyik potansiyeli yüksek konu başlığı ile saatler geçirebilirler. Zihnin otosansür katmanları tek tek yıkılarak sohbetin lümpenlik seviyesi gündüz kuşağı izdivaç programlarını aratacak bir düzeye regrese olur. Yokuş aşağı kartopu gibi yuvarlanırken, zevkin doruğuna ulaşan kankalar, objektif bir dış gözlemcinin nezdinde AB standartlarının ne kadar gerisinde kaldıklarını farketmezler bile. Zaten bu ortamlarda genelde dış gözlemci bulunmaz.

Ancak, her ne hikmetse bu hemcinslerin elinde süper eğlenceli konuyu bir kadınla bir erkeğin eline ver; işin rengi tamamen değişir. Önce serzeniş, hemen akabinde iğneleme, arkasından açıktan kavga, gözyaşları, kapı çarpma ve rakiplerin ringde kendi köşelerine çekilmesi silesilesi içinde doğal akışını izleyen bu örüntünün kendini tekrarlama sıklığına göre, yakın arkadaş, sırdaş, yoldan geçen tanımadık insanlar, aile büyükleri ve son çare olarak diplomalı uzmanlar ve o da işe yaramazsa, çarelerin tükendiği noktada, üzülerek Medeni Hukuk devreye girer.

Peki kadın gerçekte ne ister?

Aslında Kadın herşeyden önce saygı ister. Kadın saygı isterken istediği şey, yeni ya da icat edilmiş “modern” birşey değildir. Kadın hayatttaki yerinin ve gücünün, şu karşıdaki dağlar kadar doğal kabul edildiği zamanları özler. Çoktandır yaşam alanları yokedilmiş, varoluş rituelleri elinden alınmıştır. Kendisiyle ne yapacağını bilmez bir halde “ Godot’yu bekler gibi” bekler. İçinde ancak kendi habitatında uyanacak ölü bir alan vardır. İçindeki ölü alanı adım attığı her yere taşır: Çocuklarını okula hazırlarken, ayna karşısında süslenirken, toplantı sırasında ya da dostlarla sohbet ederken…

Bir kadın tango yaparken içinde uyanan alan, yaşamın kaynağına doğrudan bağlı olmak hissini ve o zamanları belli belirsiz anımsamak ile ilgilidir.

Belki başka şeylerle de ilgilidir, ama onlar ikincildir.