guRU: ‘gu’sunu arayan ‘RU’lar ve ‘RU’sunu arayan ‘gu’lar

gusunu arayan rular 1

 

 

 

 

 

 

 

Öncelikle toplum bireyleri eğitim sistemine yeterli süre maruz bırakılarak yaşam enerjisi, neşe ve sorgulama yeteneğinden ayrıştırılır. Kişiden geriye kalan posa, kendinde bir şeylerin eksik, yanlış, yetersiz, sağlıksız olduğuna, sorunun “bireysel” olduğuna, işi bilen uzmanların elinde yoğrulmadan da “normal” olunamayacağına inandırılır. Beden, zihin ve ruh birbirinden koparılarak her biri ayrı ayrı uzmanlarca olması gereken şekil ve boyuta getirilir. Defolular sistem dışına atılır. Ya fazla kilolusundur, ya da fazla kederli, fazla gürültücü  ya da ruh tembel, içine kapanık ya da dışına kapanık… Hiçbir zaman olması gerektiği gibi olamazsın ve ne olmak gerektiğini bilemezsin! Nereden bileceksin; içindeki boşluk açlık mıdır, sevgisizlik midir, yalan mıdır! Onu guRU bilir.

Orada bir köy var uzakta. Mutlu bir köy. O köyde tam da bu hayatı nasıl yaşaması gerektiğini bilenler yaşıyor. O köyde yaşayanlar oturmasını kalkmasını da bilir, ne yiyip içeceğini, ne zaman konuşup ne zaman susucağını da… O köyde kimse kimsenin tavuğuna kışt demez. Kimsenin tekerinin önüne taş gelmez. O köyde var olmak isteyen her ne varsa var olmasına izin vardır. İzdüşümler ayılanmadan, dayılanmadan iç içe geçer… Doğa kendi dilini konuşur. Altyazı gerekmez. Simultane çeviri gerekmez. Hayatın ritmi de hızlanıp yavaşlayarak Fin hamamı lezzetinde duyularınla danseder. O köyde denizlerin yarılması, hamile fillerin günlerce yataktan çıkmaması, sek sek oynayanların kahkahası hiç yadırganmaz.

Rivayet olunur ki, guRUlar işte o köyden çıkmadır. Bir tanıma göre gu karanlık, RU aydınlık demektir. guRUnun görevi de ruhunun karanlığını aydınlıkla tanıştırmaktır. Hayatın taşlı yollarında arzudan eyleme giden he kavşağa artık bir guRu yerleştirilmiştir.

Bu kendine guRU diyenler genelde erkek olur. Doğuda guRU mertebesine erişmek için anne sütünden kesildikten hemen sonra manastırlara kapanmak, toprakta hayat, ağaçta meyve, rüzgarda nefes, tende can, yoklukta varlık olmak falan gerekirken batılılar için tanınmış bir üniversiteden mezun olduktan sonra materyalist dünyada bir süre gezinmek, akabinde 6 ay veya 3 yıl uluslararası üne sahip bir ustanın eteğinin dibinde oturmak, varsa elinizde eskimiş bir Ferrari elden çıkarmak yeterli olacaktır. Aslında bu yeterince adildir. Batılılar çok akıllı ve eğitimli oldukları için bu spiritüel meseleleri de hemen kaparlar . Batılı guRUlar dağıtım ağı geniş bir yayınevi ile ilişkiye geçerek kitabının kaç baskı yaptığıyla orantılı olarak fizyonomisi ve göz şekli inandırıcı olmasa da guRU mertebesine erişebilir. Batıda bir kitabı, bilemedin en kötü bir DVDsi olmayan guRU guRUdan sayılmaz.

Kitaplardan, DVD’lerden çok şey öğrensek de bilginin özüne temas guRU ile bire bir temas gerektirir. Mesela CVnize: ‘uzun kış gecelerinde sobama odun atıp Konfüçyus’tan Spinoza’ya kadar uzun yollar yürüdüm. İkiliğe düşmemek için Descartes’ın üzerinden uzun bir sıçrayışla Paulo Coelho’nun kütüphanesine düştüm yazabilirsiniz ancak ‘Daramsala’da Dalai Lama’nın konuşmasını bizzat dinledim.’ tekil cümlesi kadar etki yaratmayacaktır.

Günümüzde guRUlar ile tanışmak için ille de doğuya gitmeye gerek yoktur. O eskidenmiş. Bu guRUların yanında Don Kişot’un Sancho Panzası misali kendini adamış, administratif kabiliyeti gelişkin, güler yüzlü birileri olur. guRU’lar uçakla gezdirilerek ‘intensif vörkşop’ da tabir edilen buluşmalarla spiritüel bilgiyi guRU aday adaylarına uygun doz enjekte ederler. Vörkşopların ismi, cismi, süresi, kazanımları, seceresi her şey baştan bellidir. Sizden kendinizi adamanız beklenmez. Hafta sonunuzu adamanız yeterli olacaktır. Vaatler büyüktür. Cennette arsa satanlara artık bu yüz yılda pek rastlanmasa da bu dünyada ya da öte dünyada mutluluk vaadi ortak paydadır. Fayda zarar analizi baştan yapılmalı ve katma değeri, ve daha da önemlisi hangi inisiasyon ve sertifikiasyon saadet zincirine ait olunacağı baştan belirtilmelidir. Sertifiye ve inisiye edilmiş guRU adaylarına ülke çapında distribütörlük ve\veya vilayetlerde bayilik verilebilir. Çalışmalar sistematiktir. Eğer aydınlanma gelecekse mümkünse yemek aralarında ve Fenerbahçe-Galatasaray derbisi dışında bir zamanda gelmelidir.

‘RU’lar azınlıkta gular boğazda istavrit kadar boldur. RUlar değerli, gular görece değersiz kabul edildiğinden doğal olarak gu’dan RU’ya doğru bir kaynak akışı olacaktır. Kaynak akışı YTL, dolar ya da avro cinsinden olabilir. Zaten karanlıkta fenerle yolunu bulmaya çalışan guRU aday adayları için en zorlu görev gerçek gurularla psuedo-guRUları ayırt etmektir. Esaslı bir guRU bulana kadar yapılacak zaman ve para yatırımının fayda maliyeti uzaktan denizi gören bir TOKİ evine eşdeğerdir. Cemaati ve parayı bulan guRUlarda Dart Vaderlaşma eğilimi gözlemlenebilr.

Bu guRU lar talepkar olur. Senden heeep birşeyler isterler. Bakkala ekmek almaya gönderirrr, amuda kalkmak için Hindistan’a gönderirr, galaksinin öteki ucuna bir ateş almaya gönderirrr. Sen de ana babasını memnun etmeye çalışan sevgi görmemiş çocuk psikolojisiyle habire guRU’nun isteklerini yerine getirmeye çalışırsın. Bir rahata eremezsin doğal olarak. Adam RU sen gu…Adam siyah kuşak, sen beyaz… Adam 68 kuşağı, sen Y kuşağı… Ayrı frekanslarda rezone ediyorsunuz. Onun frekansını köpekler duyuyor fakat sen duyamıyorsun.

guRU olmak spiritüel konularla sınırlı değildir. Şu dünyada ne kadar ilgi ve bilgi alanı varsa o konuda guRU olunabilir. guRUlar  sizi sonsuzluk denizinde bir kum tanesi  olmaya  davet  etseler de uçak paralarını kazanabilmek için kendilerini  ayrıştırmaları, niş pazarlamaya yönelmeleri   gerekecektir. Ortaya ortayolcu melez kurslar çıkar. Çağa ayak uydurmak isteyenler  “Işın tedavisi  ile ezikliği aşmak ”, “Ekmek bulamıyorlarsan kinoa ye.”, “Bırak sakalı, araziye uy”,  “Kas yapmak mı, kasmamak mı?”  , “Elim sende, gözüm başkasında.” “Karanlık bahane, milyar dolar şahane. Çalış senin de olsun. ” kurslarına katılarak  kendilerini güncelleyebilirler.

Ticaret rüzgarlarını takip ederek zaman zaman ülkemizi de ziyaret eden guRUların programlarının detayları sadece organizasyonu düzenleyen şirketin “çok gizli” dosyasında bulunur. Jetlagden sersemlemiş kadim bilgi, sütün kaymağını diyet süt eşliğinde tercih eden  çevrelere brunch eşliğinde servis edilir.

guRUnun hikmetinden sual olunmaz ayrıca söylemleri de kendini bağlamaz. Mesela diyet guRUsu kalp krizinden gider. Evlilik guRUsu boşanır. Şirket yönetimi guRUsu dev şirketi batırır. Ahlak ahlak diye vaaz vereni alem yaparken basılır. Hani asli vazifesi toplumu bilgilendirmek olan gazeteler de işi gücü bırakıp rating iştahıyla sanki üstlerine vazifeymiş gibi hafta sonu ekleriyle mevzuya maydanoz olur. Beyoğlu kafelerinde bir kısım halk, bir elinde gazete, bir elinde çay birbirinden enerji alıp spiritüel meselelerle ilgili öğüt verir. Çin mahallesinde salyangoz turşusu lezzetinde diyaloglar vücut bulur.

Sonra bana diyorlar, “o kadar senedir yoga meditasyon falan yapıyorsun. Uçanlar varmış. Sen hala uçamıyor musun!”
Ben de : “Yok, uçmuyorum.” diyorum.  “Çok şükür.” “Uçurmasam bana yeter.”

 

Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
Onlarca birbirinden farklı ribon çeşidiyle firmamız, sizlere en kaliteli ürünü en uygun fiyatlardan vermeyi amaçlıyor. Resin ribonlar daha çok sentetik ve plastik etiketler için uygundur. Fiyatları Wax Resine göre daha pahalıdır. Resin ribon en dayanıklı ribon çeşididir. Aşınmaya, kimyasallara ve yüksek ısıya maruz kalacak etiketlerde tercih edilir.Tekstil baskılarında en ağır yıkamalara dayanıklı ribon olan resin ribon alkol testinde de çıkmamaktadır. Resin ribonla polyester, polimid ,polipropilen ve polietilen etiketlere baskı yapmak mümkündür. Reçine oranı diğer türlere kıyasla en yüksek seviyededir. Karışımında karbon, bazı kimyasallar, reçine ve balmumu kullanılır.